Konser; İnci Yaman Türk Müziği Topluluğu – Kantolar/Tangolar

Standard
Konser; İnci Yaman Türk Müziği Topluluğu – Kantolar/Tangolar

Efendim uzun zamandır müzik muhabbeti etmemiştik; siyasetin, ilişkilerin, toplumsal cinsiyet mevzuunun, kitapların, kısacası gündemin birazcık dışına çıkalım 🙂 Zira kışa merhaba derken; yaza elvedanın ve güz bohemini atlatmanın yoğun duygusal ağırlığını üstümüzden atıp, kışın soğuğuna alışmaya çalışırken içimizi ısıtan şarkılarla rahatlamaya ihtiyacımız var 🙂

Read the rest of this entry

Reklamlar

MÜLKLEŞTİRİLEN İLİŞKİLER VE CİNAYET

Standard

 

17 yaşında bir kız öldü. 17 yaşında. Sebebi aşk. Aşk cinayeti.

“Fazla aşk”tan öldürülen 17 yaşında bir kız.

 

Sayısının kaç olduğunu hiçbir zaman bilemeyeceğimiz onlarca katle eklenilen bir yenisi daha.

 

Öldüğü gün ve devam eden birkaç günde sıklıkla “retweet” ederek katiline kininizi kustuğunuz ve şimdi adını bile tam hatırlamadığınız.

 

Eski erkek arkadaşı onu kuvvetle muhtemel ayrılıklarını kaldıramadıkları ve yanında başka bir erkekle gördüğü için öldürdü. Üstelik yeni erkek arkadaşı sandığı kişiyi ve yanlarında bulunan diğer arkadaşını da yaraladı. Ardından intihara kalkıştı, ölemedi.

 

Read the rest of this entry

AŞURENİN HATIRLATTIKLARINI KIRMAK: ALEVİLER NE “İSTEMİYOR?”

Standard

21 Eylül 2017 tarihi itibariyle bir Muharrem ayına daha eriştik.

Her yıl olduğu gibi bu yıl da; Muharrem ayı ne zaman başlayacak, aşure günü ne zaman, Aleviler bu ayda mı oruç tutuyor, Aleviler aşure yapıyor mu, yapıyorsa ne zaman yapıyor, bizim aşure günümüzle onların aşure günü aynı mı, onlar neden bu ayda oruç tutuyor, nasıl tutuyorlar, bizim gibi mi tutuyorlar, sahura kalkıyorlar mı, ne zaman bozuyorlar, neden ramazanda tutmuyorlar… gibi çeşitlenebilecek yüzlerce soru kalıbını beraberinde getirebilecek zenginliğe sahip bir toplumumuz var ki, inanın bu zenginliğe (!) hayran olmamak elde değil.

Read the rest of this entry

PİS, KÖTÜ, KAKA AVUKAT… FEYZA Bİ DUR ALLAHAŞKINA!

Standard

 

Herkes onu, hukuk tarihinde bir ilk olarak kucağında çocuğuyla duruşmaya giren avukat olarak tanıdı. Belki de kimse zamanla bu kadar konuşulacağını, tanınacağını tahmin etmiyordu. Bebeğiyle çalışmak zorunda kalmış bir anneydi o, birçokları gibi. Aslında içinde ne fırtınalar koptuğunu, nasıl bir potansiyeli olduğunu, neler yapabileceğini tahmin edememişlerdi. Alışkınlardı zira bir kadının bu sıkıntıları çekip dile getirmesine, olağanlaşmış, kanıksanmıştı, çalışma hayatında fırsat eşitliği için mücadele etmenin kendisinin kanıksandığı gibi. Ama “nasılsa bişey çıkmaz”cılık genel kabul haliydi. Hemcinslerimiz için bile.

Sonra bu kadın hayatımızın içine girdi, projeler üretti, aktivist olarak birçok toplumsal hareketin öncüsü oldu ya da içinde yer aldı, kendisi gibi olanı/olmayanı, düşüneni/düşünmeyeni savundu, ayrıca sadece toplumsal cinsiyet eşitliği mücadelesinde değil, hayvan haklarını korurken, taciz, tecavüz, şiddet hareketlerine karşı mücadelede de gördük biz onu. Tüm bunları yaparken de sosyal medyada oldukça aktif olarak karşımıza çıktı. Bildiklerini aktarırken, hukuk okur yazarlığı tanımlamasını getirirken, kanallarında temel hukuki bilgileri aktarırken, en çok da biz kadınları alakadar edecek mevzularda tabiri caizse çatır çatır, yılmadan konuşurken gördük. Evet Feyza ALTUN’dan bahsediyorum. Hani eskiden attığı tweetleri deşerek “Aaa işte aslında Feyza Hanım bunları düşünen bir insanmış.” deme gayreti içinde bulunanların karalamakta birbirleriyle yarıştığı Avukat Feyza ALTUN.

Read the rest of this entry

RONİ MİNA EVİNE, TARİ MİNA MİRİNE*

Standard

“Bana gözlerini yurt eyle, mültecin olayım
Kendi adına bana kimlik çıkar, biraz da sen olayım…”
Mehmed UZUN

 

Eski bir dost gibi bu kitap…

Hani bazen uzun zaman görmediğiniz çok samimi bir dostunuzla karşılaşırsınız da, o aradaki zaman sanki hiç geçmemiş gibi olur, sarılır, muhabbete kaldığınız yerden devam edersiniz ya…

Benim gibi biraz hafıza sıkıntısı yaşayanlar için şiirsel bir dille yapılan betimlemeler, -ara ara uzunluğu, bir an önce gelişmelere geçmek için sabırsızlanmanıza yol açsa da- öyküyü öyle ilmek ilmek işliyor ki aklınıza ve kalbinize…

Sonunu en başında bilseniz bile, sonunda ne olacağına dair merakınız bir an bile dinmiyor.

Baz ile Kevok…
Ölüm ile yaşam…
Dağ ile ova…
Gökyüzü ile toprak…
Aydınlık ve karanlık…
Savaş ve barış…

Read the rest of this entry

Hayır Efendim O Tamamen Yazarın Yanılsaması…

Standard

20160424_150853-01

Güzel insanların kalmadığına dair inancınızın saklı olduğunu bir kenarda tutmakla, size aslında hala güzel insanlar olduğuna dair bir iki kelam etmek istediğimi söylesem hakikaten inandırıcı olur muyum acaba? (Yazar bu noktada ilhamını kamçılaması için akmakta olan müzik listesine küçük bir müdahale ile daha ümitvâr şarkıları seçiyor.)  Read the rest of this entry